Разрушение города Биляра | The destruction of the Biler town

Разрушение города Биляра
(чувашское народное сказание)

Переведено на турецкий доктором Й. Бенцингом

The destruction of the Biler town
(Chuvash folk legend)

Translated into Turkish by J. Benzing

BİLER ŞEHRİNİN FETHİ

(Çuvaş halk destanı)

Çuvaşça metni veren ve Türkçeye çeviren: Dr. J. BENZlNG



Alman Türkoloğlarından Dr. J. Benzing tarafından Türk Dil Kurumu Belleteni için gönderilen «Biler şehrini» fethi» başlıklı çuvaşça destan, Çuvaş halk edebiyatının en önemli gereçlerindendir.

XIX yüzyılın ilk yarısında Çuvaşlara dair yapılan folklor etütlerinde, bu kavmin dili çok fakir ve en basit kavramaları bile ifadeden aciz olduğu iddia edilirdi. Fakat bu iddiaların
esassız olduğu çok geçmeden anlaşıldı. A. A. Fuks, V. Sbo-yev, N. I. Aşmarin ve Çuvaşlardan çıkan muharrir S. Mihay-lov gibi folklorcuların çalışmaları Çuvaş dilinin çok zengin halk edebiyatına  malik  olduğunu  ispat etti.

1890 dan sonra Çuvaş aydınları içinden çuvaşça hikâye, roman ve poemler yazan muharrir ve şairler yetişti. Bunlardan biri Şelebi (1881 doğumlu) dur ki «Puler ilnı (Biler fethi)»
adlı destanı halk ağzından tespit etmiştir. J. Benzing tarafın¬dan gönderilan destan ise bu Çuvaş şairinin neşrettiği folk¬lor materyellerinden en önemlisidir.

Türk diyeleklerinden ayrılarak kendi başına müstakil bir diyelik haline gelen Çuvaş dili
üzerinde çalışmak istiyen me¬raklılara faydalı olur ümidiyle bu destanı «Belleten» de yayım¬lıyoruz.



İdil (Volga) Bulgarlarının şehirlerinden en eski ve en mühim-lerinden biri Biler şehridir. Ruslarda «Bilyarsk», müslüman menbalarinda «Bilär» denilen bu şehir, bir çok şark ve Avrupa eserlerinde de eskiden bir yanlış anlaşılma neticesinde Bulgar şehriyle karıştırılmaktadır. Bu yanlışlığa Ebülfida sebebiyet vermiş gibi görünüyor, çünkü daha 1321 (721 h.) senesinde bitirilmiş olan «Takvim ül-Büldan» m da Bilär şehri hakkında «yuqälu lahä bil-arabi Bulgar» demiştir.

Biler, bugünkü Tataristan mıntakasında  bulunuyor.  Çistopol (Çistay) kazasında Çirmişen İrmağı yanında çoktan beri malûm olsa da, yalnız 1937 yılından itibaren ilmî bir surette tetkik ve teftiş edilmektedir 1]. Bulgarlar zamanında bu şehir her bir yanında üç kat ve takriben 6-7 m. yükseklikte bir siper ve hendek ile ihata edilip, bu iperin uzunluğu 12 mil kadar olduğu söylenmek-tedir.

«Biler» adı, rus müsteşriklerine göre «beyler» demektir ki, buna şehrin çuvaşça adı «Püler» de delâlet edebilir. «Bey» sözü çuvaşçada «pü» şeklinde «ĕmpü» (Büyük bey=çar), «pinpü» (bin-bey=binbaşı), «śĕrpü» (yüzbey=yüzbaşı) gibi bir kaç takma sözde saklanmıştır.

Çistopol kazası Çuvaşlarında Biler şehrinin harap olması hak-kında birçok hikâyeler ve birçok destanlar varmış. Geçen yıllarda Çuvaşlarla konuşmak fırsatından istifade ederek, bu halkın folkloru ile alâkadar mevzular arasında, halk destanlarını da soruşturdum. 15-20 yıl kadar önce Şelepi adlı
Çuvaş şairi tarafından «Biler şehrinin fethi» destanı halk ağzından yazılıp bastırıldığını öğren¬dim. Sonra, «Millî kurtuluş için» adlı mecmuanın 4 ve 6 sayı¬larında bu destan biraz kısaltılmış halde
neşredilmiştir. Bu des¬tanı türkiyatçılara tanıtmak faydasız olmaz diye, asıl metni ile beraber tercümesini neşretmeğe karar verdim. 

Dr. J. BENZlNG

Aksak   Temir  Biler'i (nasıl) aldığı hakkında (ihtiyarlar   hikâyesi).

Aksak Temir ordu ile Biler önüne yettiği vakit Ordu başlıklarını, hepsini Topladı, der, bir yere-Ne gibi hile ile Biler'i Alacağını bildirmek için.

Aksak Temire bu vakit Söyledi, der, bir başçı:

—  «Biler şehri pek meşhur I
Nerelerden nerelere
uzandığını
Hangi derinlikteki hendeklerle
Etrafı çevrilmiş
olduğunu
(söyledi). Biler padişahı emriyle
Hendeklere dop-dolu
Gizlice demir kapıdan
Su getirip doldurmuşlar.

Şu Biler şehrinde Bulgar padişahı yaşıyor, Her yerde de ordu halkı Orman gibi görülüyor. Altı yedi millik mesafeye Atılıyor okları, Bütün yerde de görülüyor Bulutlar gibi insan akınları. Çarpışarak almak arzu etsen, Hepimiz ölüp biteriz, Öyle meşhur ordu adını Yalnız utançla örteriz.

işte burada bir köyde Bir pek meşhur sihirbaz Çuvaş kadını yaşıyor.
Geceleyin uçup yürür, der, Süpürge üstüne atlanıp, Şeytanlarla beraber Türlü şeylerle uğraşıp. Saçını başını karma-karışıkedip Yukarı uçup yükselip Kambur olup katlanıp. Albastı olup basar, der, Uyuyan adamları Kat'iyen bilip durur, der, Gelecekteki günleri. Sıcak kül ile serpildikten sonra  Beti gözü kıp-kırmızı (olup) Hafalanıp (kederlenip)  çıkar, der;

Gözünü ise kepçe gibi
Yuvarlatıp bakar, der.
Öylelikle cuma günleri
Sokağa da çıkmaz, der.
Köpek gibi de havlar, der,
Kurt gibi de ulur, der,
Şeytanlarla toy yapıp
Bel döğüp güler, der.
Kapı sürmesinden çıkar, der,
Kapı eşiğinden girer, der,
Gündüzleri uyur, der.
Geceleri yürür, der.

Ne gibi hile ile Bileri Almalı olduğunu bilir, der. Ol kadından us sormak için Nerelerden   adamlar  gelirler, der. «Sen de şu kadından Us sorup gel, Sadık-Baş (Cengiz) Hâni Acele gidip bil hele, Uzak değil, der, onun köyü.»-Ordu başçısının sözü Gidiyor Hanın hoşuna; Atlanıyor da, atını Koştırıyor ol onun yanına. Kadın yanına yetişiyor (da), At üstünden iniyor (da), Kulübe kapısına çalıyor (da), Çat-çat acele ederek İçine giriyor çabucak. Kadın şu vakitte Kazan üstünde dan bulguru Tabak üstüne koyup Sadık-Baş Hana el verip Seriyor sofra örtüsünü, Getirip koyuyor bulgurunu.

Sarı darı bulguru içine Sanyağla göz akıtıyor, Öylelikle Aksak Temiri Misafir kabul edip tazim gösteriyor. Aksak Temir evvelden Darı bulgurunun gözünden En içinden, yağlısından Çekerek alıyor da, Kadın, onu gördükten  sonra Ürküp  korkarak Aksak Temiri sınayarak söyledi, der, düşünerek:

—«Aksak Temir sen değil misin ? Şu meşhur, gözünden Bulgurların ğlısından Çeker diye söylerdiler.»

(Aksak Temir:)

— «Doğru söyledin sen kadın, Hakikaten ben oyum, Kendim adamlardan işittiğimi Hâlâ ben sana söylerim: Sen pek meşhur bir sihirbazsın, Seni hepsi bilirler. Dünyada ne olduğunu, ötüsünü, iyisini, Görülmezi, görüle bileni, Olmazı da olanı, Nerede neler yapıldığını Bilip durur, dediler 1 Söyleyi ver sen bana: Şu Biler kalesini Ne gibi hile ile  
almah(yız) ?

Onu almak istersem, Ben neleri bilmeliyim ? Doğrusunu söylersen, Senin başın sağ kalır, Aldatarak söylersen,  Başın derhal yok olur.»

(Kadın:)

— «Sen, Cengizhan, pek meş-hursun, Senin ordu halkı kuvvetli! Buna rağmen   Biler kalesini Alamıyacaksın zorluk ile: Onu almağa muvaffak olursun İşte şu gibi  şekilde: Sen
harmanı süpürttürüp Tuzaklar koyarak Orada buğday serptirip Güvercinler tutturup, Ayaklarına onların Kav ile kükürt bağlayıp Akşam üstü hepsini de göndert te uçurarak, Onlar hepsi Bilere Yuvalarına giderler. öyle Biler kalesini Her yandan da
ot alır. Şöyle yapsan, Cengizhan, Çabuk alacaksın Biler'il»

—Kadın böyle söyledikten sonra Aksak Temir teşekkür edip Acele çıkıp gidiyor
Onun emrini icra etmeğe. Ne işittiğini, bildiğini O çabucak icra ettiriyor, Bütün Biler şehrine Kötür-kötür ateş yaktırıyor. İşte Biler şehrinde Bir çığlık kopuyor. Bütün şehir halkı Şuraya buraya koşuyor, Padişahlarına öfkelenip Vuruşa vuruşa lanet ediyor, Ağlıyor, göz yaşlarını akıtıyor, Korkunç sözler söyliyor.

Biler   yangını Ah Tanrı, Tanrı, bittik, Nereye gidip girelim? Ah, bittik,   bittik, Ne yapa bilelim?
İyi Ateş Ana, ateş annesi, Kendi ateşini kendin durdur-sana I İyi Tanrı, Büyük âmir, Kendin yalnız halâs etsene 1 Ey, nasıl böyle duracağız? Neyi de göreceğiz ? Ne suretle ölümden Canı halâs edip kalacağız? Nereye başı sokacağız ? Ah, korkunç, korkunç, Hepimiz ölüp biteceğiz, Gözle bakmak korkunç(tur,) Bütün dünya yıkılıyor; Sinek, at sineği yerine Hesabı yok adam ölüyor. Düşman, vahşî hayvan gibi, Hiç kimi de siyanet etmiyor, Tamamen kudurmuş olup İyiliği hiç bilmiyor. Öbek-öbek adam  başları Kümeleyip koyduruyor. Bütün dünya halkını Kötülükle korkutuyor. Ey! Biler'in güzelliği Tezden gözden yok oldu, Bak, padişah yurdu önüne de Ateş vızıldayarak yaklaştı.

Padişah kızları korkup Camiin minaresine kaçtılar, Ağlaya-ağlaya taganni ederek Göz yaşlarını dökerek oturu-yordılar. Oraya da ateş yetiştikten sonra
 
Ak kuğu  oldular da Yedi denizin öbür yanına Uçup gittiler  her üçü. Uçup gitmek üzere iken İşte şunu dediler:

— «Biz şimdi gidiyoruz Yedi deniz(in) öbür yanına, Buradaki bizim vatana Düşman gelip dolduktan. Ahır zaman yettiği vakit Yene buraya geleceğiz, Bu bizim vatanı Kendimiz ele lacağız, Bizim köyler, şehirler Burada hepsi bitecek, Her biri Tanrı emrile Şöyle yere batacak. Ahır zaman yettiği vakit Onlar yene çıkacak. O    vakta    kadar    buradaki vatanda Çok kanlar akacak, Öndeki sonda kalacak, Sondaki önde olacak.

Ah, Biler'in zenginliği Nereye gidip girdi? Bu vahşi iş yer yüzünde Kaçan biter? Ah, vatan, vatan, Ah, Biler, Biler, Bütün halk zenginliğini Düşmanlara bıraktı. Baylığını, zenginliğini... Ah, Biler, Bileri Arpaları ile kızılca buğdayları Orulması    (biçmesi)   bitmez olurdu.

Yulaf unu pişirip Yalnız talkan yapıyorlardı, Kızları  uğurlayıp Karılar yapıyorlardı. Çayırlarda  otlar Göbeğe yetişip büyûyordu, Sularında türlü türlü Gemi-sallar yürüyordu... Şarkı söyleyip, raksedip Yapıyorlardı ayinler, Köyden köye yürüyorlardı Oynattırıp ayılar. Ocak direği önünde Yanıyordu  mumlar, Külahlarını kol altına alıp Dua ediyorlardı hocalar. Bütün kazları pişirip Kurbanları yapıyorlardı, Kendi direğine  adam canı Gelir diye soyuyorlardı.

Girdikte külah ile sallayıp Güvey selâm veriyordu; Kaynana keçe  döşiyordu. Kıskaç gibi kıstırdı Ruslar ile Tatarlar... Bütün Biler vatanını ihata edip aldılar. Onun bütün varlığını Toz gibi karışık ettiler Halkın   kanını, göz yaşını Irmak gibi  akıttılar; Şehirleri köyleri Ateşle yakıp bitirdiler, Etli sütlü aşlarını bütünsüyle Ordu halkına yedirdiler. Söylemeğe de korkunç Fena işler yaptılar: Yerin göğsünü kan ile Göz yaşiyle yıkadılar. Birbirini yulaf gibi Yürüdüler ezerek,  Çok ürküp durdu Bütün dünya, korkarak. Bütün Biler güzelliği(ni) Vakitsiz  bitti,

...(?)...

Diri olanı toprak ile örttüler. Onların üstündeki toprağa «Kız Dağ» diye at verdiler, Aksak Temir üstünden (hakkında) Ebediyen vahşî diye söğdüler.

Ormanlara  kaçmış  olanlar yalnız Sağ durup kaldılar, Ebediyen unutulmaz Korkunç işler oldu. Ateş anası da durdurmadı, Büyük Âmir de saklamadı: Yer yüzünden yok oldu Çuvaş(ın) meşhur Bileri.»

Kitara ile kobuzı Yatkın sedalı musikî   çalarak

Padişahı kaçtı korkarak, Açık bir yeri arıyarak; Başındaki külâhçığını Aceleden dolayı Biler'de Kırda unutup bıraktı, Kendi başını da ölümden Yalnız kaçmakla kurtardı. Hâlâ da onun çocukları Yedi denizin öbür yanında : Atanın külâhçığını Getirmeli diye Duruyorlar, der, şekkedip.





Resume

«La Conquete de la Ville de Biler», specimen de la litterature populaire des Tchouvaches, traite l'histoire fabuleuse de la con¬quete et la destruction de l'ancienne ville Bulgare de Biler, dont les ruines se trouvent dans le district de Tchistopol dans la la Republique Tatare.

Dans ce poeme, Tchingis-Khan et Tamerlan sont confondus en une seule personne, qui voulut conquerir la forteresse de Bi¬ler. Un des generaux lui explique l'impossibilite de prendre la ville (9-28) et lui donne le conseil de s'adresser ä une sage femme tchouvache (29-65) qui est decrite comme suit: Le jour eile dort, de nuit elle monte un balai et, â face rouge et aux yeux comme un puisoir, eile va s'amuser avec les diables en aboyаnt comme un chien et hurlant comme un loup. Le vendredi elle ne ыort pas. Elle sait predire
le futur. Se faisant vampire (tchouv. vupär), eile oppresse les dormants auxquels elle entre par la serrure et d'oû elle şort pres du seuil. TchingLs-Tamerlan va chez elle qui le reconnait de sa maniere de manger le gruau de millet (66-96). II demande conseil â la sortiere comment il faut s'arranger pour conquerir Biler, et il la menace de mort si elle le tromperait
(97-117). La femme lui dit d'attraper des pigeons et d'attacher de l'amadou et du soufre â leurs pieds pour mettre le feu â la ville (118-137). Tchingis-Tamerlan fait tout cela (138-153).

L'incendie de la ville est decrite (154-184); il est remarquable que le peuple implore son secours de la Vut ama (Mere-feu) et du Pülehze (Commandeur Celeste). Les trois filles du roi se sont refugiees sur la tour de la mosquee et, apres avoir predit qu'au jour du jugement dernier la patrie detruite se levera de nouveau, elles se changent en cygnes blancs et s'envolent â travers les sept mers (185-212). Alors suit un coup d'peil retros-pective â la grandiose vie passee de la ville (213-246) et une complainte de sa misere (247-282). Quelques mots sur le sort du roi terminent ce poeme.